Beklentinin Dayanılmaz Beklentisi

Beklentinin Dayanılmaz Beklentisi

2014’ü 2015’e bağlayan yılbaşı yaklaşırken o zaman 8 yaşını bitirmek üzere olan küçük oğlum apartman sakinlerinin yılbaşını kutlama isteğini bize aktardı. Bunu nasıl yapacağını sorduğumuzda da daha önce evde yılbaşı kutlamak üzere hazırladığı, üzerinde “mutlu yıllar anne, mutlu yıllar baba” yazan, çam ağacı, yıldız, kar taneleri ve mutlu insan figürleriyle süslediği dosya kâğıtlarındakilere benzer bir resmi apartman kapısına asmak istediğini söyledi.

 

Biz olur dediğimizde de evdekilerden daha büyük bir kâğıda resmini hazırladı ve birlikte apartman kapısına astık.

 

Bu kutlama resmine olumlu ya da olumsuz hiçbir tepki gelmedi. Bu tepkisizliğe oğlumun üzülebileceğini düşünerek üzerinde konuşmadık, O da konuşmadı, konu kapandı.

 

Ta ki 2015’i 2016’ya bağlayan yılbaşı yaklaşıncaya kadar. Artık 9 yaşını bitirmek üzere olan oğlum yine aynı taleple –bu sefer daha güzelini yapacağım baba- geldi, yine olur dedik, artık büyüdüğü için hazırladığı resmi kapıya kendisinin asabileceğini söyledik, indi, astı ve geldi.

 

Bu konuda her hangi bir duygu ya da beklenti paylaşmadığı için O’nun yaşadıklarını bilmiyorum, bizim için sessiz bir bekleyiş başladı.

 

Bir gün içinde geçen kutlamaya tepki vermeyen apartman sakinlerinin bu kutlamaya teşekkür ve karşı kutlamalar yazdığına tanık olmaya başladık. Her gün daire numarasını yazarak ya da yazmayarak oğlumun yılbaşını kutlayan sakinlerin sayısı artmaya başladı, aralarında en sevindiğimiz de bir kargo firmasının kuryesinin yazdığı kutlama oldu. Teşekkür ve kutlamaların kağıda sığmama durumuna hem oğlum hem de geri kalan ev halkı çok sevindik.

 

Bana sorarsanız bu sevincin arkasında oğlumun ilk kutlamayı hazırlarken biz yetişkinlerin içine düştüğü beklenti tuzağına düşmemesi var. İçinden bir kutlama resmi hazırlamak geldi, hazırladı ve astı. Facebook postlarının beğeni oranını kişisel bir zafer ya da yenilgi olarak algılayan yetişkin beyinlerden olsaydı bu kutlamaya tepki almamasını büyük ihtimalle kişisel olarak algılayacak ve gizlemeye çalıştığı öfkesini bir arkadaşına “bizim millete iyiniyetli bir kutlama bile fazla o’lum, nereye gidiyor bu memleket” tadında bir cümleyle aktaracaktı.

 

Oğlum 8 yaşındaki bir çocuğunnaifliğiyle içindeki kutlama arzusunu paylaştı, o kadar. İkinci yılbaşında da aynı arzuyu duyduğunda yine paylaştı. İkinci seferde aldığı olumlu tepki bir sonraki yılbaşında nasıl bir kutlama arzusunu tetikleyecek bilmiyorum, ne de olsa büyüyor, zaman içinde naifliğinin zedelenme ihtimali daima var.

 

Büyüdükçe beklentilerimizle dünyamızı kirlettiğimizin farkına varmamızı sağlayan bu tür deneyimlerin bizi biraz sarsıp kendimize gelmemizi sağlamak için yaşandığını düşünüyorum. Burada yapılması gereken “ay kalmadı ki bizde o çocuğun sağlığı” sığlığında yorumlarla gerçeklerden kaçmak ve sorumluluğu dışarıda aramak değil, aksine verilmiş bu farkındalık fırsatını değerlendirmek.

 

Büyüyelim tamam da kendi bindiğimiz mutluluk dalını kesmeyelim.

Alp BEYCE
Alp BEYCE Yazar, Eğitmen

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON MAKALELER