Karşı Tarafın İlgi Duymadığı Bir Şeyi Israrla Anlatmak

Karşı Tarafın İlgi Duymadığı Bir Şeyi Israrla Anlatmak

Birbirine bağlı ve diğer bölümlerde konuştuğumuz konulardan bir tanesi. Ama bunu yapmak için extrovert olmanıza gerek yok; hepimizin yaptığı bir hata.

 

Günümüz diğer insanlarla iletişimde geçiyor. İster satış, ister satın alma görüşmesi veya bayi, müşteri, tedarikçi, personel, ortak görüşmesi… Bir anda dalıyor, sazı elimize alıyor, başlıyoruz konuşmaya. Özellikle karşımızdaki insan nazikse ve ilgiyle dinliyor gibi duruyorsa susmak bilmiyoruz. Neden orada olduğumuzu ve o görüşmeyi yaptığımızı tamamen unutuyoruz. Bazen açılan konu ilgimizi çeken veya iyi bildiğimiz bir konuysa ona yoğunlaşıyor, asıl konuyu gözden kaçırıyoruz. Pek çoğumuz, karşı taraf istemediği halde konuşma eğiliminde oluruz. Gereğinden fazla konuştuğumuzu anlamayıp işleri bozabiliriz. Esasında bilinçaltımızın dertleşme ihtiyacı vardır, ama asıl konunun ne olduğunu unutmuşuzdur.

 

Bazen bir Çağrı Merkezi personeli arar, konuyu anlatır, sonra uzatır da durur. Zamanınız kısıtlıdır, konu anlaşılmış, kararlar verilmiştir ama o konuşmasına devam eder. Tecrübesiz satış yöneticilerinde veya geri plan görevlerden satış fonksiyonuna geçmiş olanlarda daha fazla görülen bir davranış biçimidir. Geçicidir, sonsuza dek kalmaz, mutlaka birileri ilk fırsatta öğretir, ama o dönem içinde iş kaçırtır. Bazen acemi bir satış görevlisine denk gelirsiniz, ne kadar konuşursa o kadar karşı tarafı ikna edeceğini düşünür. Siz ürünü satın almaya karar vermiş olsanız da karşı taraf anlatmayı sürdürür. Vücut dilinizle toplantının artık sonlandırılması gerektiğini belli edersiniz aldırmaz.

 

Bazı kişiler de gereksiz konuşarak kendi krizlerini çıkartmakta ustadırlar. Müzakere esnasında ortaya bir fikir atarlar, tartışırsınız, mantıklı gelir kabul edersiniz. Artık bir sonraki konuya geçmek istersiniz. Ancak fikri kabul etmemişsiniz gibi davranıp, yeni yeni tezler ve örneklerle destekleyerek konuşmaya devam ederler. Bu tip durumlarda konu uzadıkça bir aksilik çıkması da muhtemeldir. Sizi ikna etmiş olan kişi ısrarla aynı konu üzerinde konuşmaya devam ederken, bazen öyle bir açık verir ki durum değişiverir. Siz şimdi kararınızı değiştirmişsinizdir. Karşı taraf kalakalır, şok olmuştur! Buna “kendi krizimizi çıkarmak” diyoruz.

 

İki kez mülakata çağırdığım üst düzey bir yönetici adayıyla her defasında birer saatten fazla zaman harcamama rağmen, sorularımın yarısını dahi soramadım. Her seferinde sözümü kesiyor, konuyu farklı bir yöne götürüyordu. Benim duymak istediklerim üzerine değil, onun kendini iyi hissettiği konular üzerinde konuşuyorduk. Benimle görüşmesinin bir amacı vardı; kendisinin o pozisyon için en iyi aday olduğuna ikna olabilmem için soracağım sorulara en iyi cevapları vermek. Ama neden orada olduğunu her iki görüşmemizde de unutmuş, adeta geçmişiyle hesaplaşıyor ve benimle dertleşiyordu. Bu kişi dünyada o işe en uygun kişi de olsa, işe alınma şansını baştan kaybetmişti.

 

Herkesin konuşacak, anlatacak milyonlarca şeyi var, ama bir dostunuz veya arkadaşınızla sohbet etmiyorsanız, bir iş görüşmesindeyseniz bir yutkunup durun. Ben neden buradayım, hedefim ve amacım ne, karşı taraf beni merakla dinliyor mu diye bakın. Karşı tarafın vücut diline dikkat edin. Bir ara veriyor gibi yapın, hemen konuyu değiştiriyorsa oraya fazla takıldığınızı anlayın.

Özhan ATALAY
Özhan ATALAY Yazar, Eğitmen, Yönetici

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON MAKALELER