Zamanınızı Çalan Çok Konuşkanlar

Zamanınızı Çalan Çok Konuşkanlar

Tam bir işi yetiştirmeye çalışırken telefonunuz çalar, ya da sekreteriniz bir ziyaretçiniz olduğunu söyler ya. Hele üst yönetimdeyseniz zamanınızı siz hariç herkes yönlendirir; firma sahiplerinden biri, müşteriler, bayiler, personeliniz, kotasını doldurmaya çalışan bankacılar, sigortacılar, bina yöneticisi, emektar bir personel, patronun babası… Zaman kısıtlı; yapılacakları yapmanız ve hedefleri tutturmanız için günde sekiz saatiniz var. Kalan zamanda hızla eve dönüp aileniz, dört gözle bekleyen çocuklarınız, gezdirilmesi gereken köpeğiniz, uğramanızı bekleyen felçli anneniz, yeterince zaman ayıramadığınız o muhteşem göbeğiniz, her gün performansınızı sorgulayan genç karınız, trip atan arkadaşlarınız, hobileriniz, diğer yapmanız gerekenler ve yapamadıklarınız… Karşınızda da sizi ziyarete gelmiş ya da telefon açmış, kıramayacağınız, zamanı sınırsız görünümü veren değerli bir insan.

 

Hemen tüm insanların takdir görme ihtiyaçları ve anlatmak istedikleri yaşanmışlıkları var. Hepsi ilk fırsatta bunu gidermeye çalışıyor. Sadece bu nedenle sosyal aktivitelere katılıyor, kulüp ve derneklere giriyorlar. Genelde 40 yaş üzeri görülen ve yaş ilerledikçe artan bir ihtiyaç bu; bir kişilik özelliği. Yaşanmışlıklar artıkça da çoğalıyor.

 

İnsanlar çeşit çeşit. Pek çok değişik açılardan insanları değişik özelliklere göre ikiye ayırmak mümkün. Bu ayrımlardan biri de Briggs&Meyers’in ortak geliştirdikleri ve Jung’un kişilik özellikleri kuramına dayanan “introvert” ve “extrovert” kişilik ayrımı. İngilizcesini kullanmak zorunda kaldım, çünkü Türkçe çevirisi “içe dönüklük” ve “dışa dönüklük” olarak algılanıyor ki, tam Türkçe karşılığı bunlar değil. Biz içe dönük denildiğinde sosyal fobileri olan, insanlarla iletişimi problemli, utangaç ve çekingen kişileri algılıyoruz; introvert tanımı bu değil. Extrovert tanımı Türkçe anlamıyla dışa dönüklüğe daha çok uyuyor.

 

Introvert’ler kişisel enerjilerini kendi başlarına yarattıkları bazı durumlardan, yani içsel faktörlerden alırlar; maket yaparlar, bahçe ve doğayla uğraşırlar, koleksiyonları vardır. Onlar hobileri olan, film seyretmeyi, evcil hayvanları, kitap okumayı seven insanlardır. Extrovert’ler ise kişisel enerjilerini başkalarıyla olan birlikteliklerinden alırlar, yani dışsal faktörlerden. Hayatlarının anlamını başka insanlarla yaşadıklarında bulan ekstrovert’leri kendi başlarına pek göremezsiniz. Her partiye katılırlar, sürekli dışarıdadırlar.

 

Bir introvert veya extrovert benzer işleri gayet güzel yapabilir. Örneğin her ikisi de yönetici veya lider olabilir; satış ve pazarlama türü, insanlarla yoğun ilişki kurulması gereken fonksiyonları her ikisi de gayet güzel yerine getirebilirler. Çok iyi satış yöneticisi olan, kanıtlanmış başarıları olan, bu konuda seminerler veren intovert’ler tanıdığım gibi, sürekli konuşan zevzek ve çok kötü satıcı olabilen extrovert’ler de tanıyorum. Introvert’lerEQ’ları ve empatik özellikleri, extrovertler’e göre genelde daha yüksek insanlar, çünkü içe dönük çalışacak çok zamanları oluyor. Extrovert’ler ise kendi kendilerine pek zaman geçiremediklerinden empatik özellikleri yeterince gelişemiyor. Extrovert’ler yapısal olarak lider olmaya daha yatkınlar, çünkü ilişki odaklılar. Bir introvert’in enerjisi, yoğun insan ilişkileri geçirdiği belirli bir süreden sona düşer. Düşen enerjisini toplayabilmek için yalnız kalmaya ihtiyaç duyar. Bir extrovert ise yalnız kaldığında enerjisi düşer. Onun enerjisini toplayabilmesi için kendisini anlatmaya ihtiyacı vardır. Extovert sürekli konuşur, sizi dinleyemez, size sorular sorar, cevabını dinlemeden diğer bir soruya geçer, ikinci sorunun da cevabını dinlemeden sözünüzü yeniden keserek hemen aklındaki başka bir şeyi anlatmaya başlar.

 

Bir extrovert ofisinize uğradığında ne kadar süre kalması gerektiğini bilmez. Başlar anlatmaya, konu konuyu açar, sizin yoğunluğunuz, önemli işiniz var mı farkında bile değildir, empati yapamadığından sizin vücut dilinizi de çözemez.

 

Bir extrovert’i telefonla ararsanız öyle çok konuşur, sorular sorar, konular açar ki neden aradığınızı bile unutursunuz veya söyleyecek fırsat bulamazsınız. Siz bir extrovert’i aradığınızda sanki o aramış gibi sözü sizden alır, soru üzerine soruyla konuyu o taşır ve lafını kesmezseniz yine konuyu o bitirir, siz söyleyemediklerinizle kalırsınız.

 

Extrovert kişiler konu dışına taşan kişilerdir. Özellikle geçmişteki olayları ve kişileri uzun uzun anlatırlar. Bir veya birden fazla extrovert’in olduğu toplantının verimli sürmesi imkânsızdır. Tüm gün konuşur, tartışır; toplantı sonuna doğru hâlâ asıl konuya gelemediğinizi panik halinde fark edersiniz. Bir bayi toplantısında size saran bir extrovert diğer bayilerle konuşmanıza izin vermez, sizi esir eder, veriminizi düşürür. Extrovert kişiler zamanınızı çalarak iş yapmanızı engellerler. Sürekli dinlemeye ve anlattıklarına yoğunlaşmaya çalışmaktan bir süre sonra enerjiniz tükenir, sinirleriniz yıpranır.

 

Extrovert bir konu açtığında çok önemli bir konu anlattığını var sayar. Siz de pür dikkat onu dinlersiniz. Konu ne zaman bitecek derken bir yenisi gelir, sonra bir başkası. Siz, her anlattığının önemli olduğunu düşünerek dinlemeye yoğunlaştığınızdan yorulursunuz. Bir süre sonra konuların anlamsızlaştığını fark edersiniz, ama o anlatmaya doymamaktadır. Sıra bir türlü size gelememektedir. Özellikle bir satış görüşmesindeyseniz, saatlerinizi potansiyel müşteri olduğunu düşündüğünüz bir kişiye harcayıp üzerine bir bardak su içerek günü satışsız kapatmak çok acıdır.

 

Bir extrovert ile baş etmenin en güzel yolu öncelikle onunla dost olmamak, fazla sıcak değil mesafeli ve kararlı bir ilişki götürmektir. Anlattıkları çok ilginizi çekiyor gibi yapmadan, arada yakaladığınız bir kelimeyle hemen konuyu değiştirip, “Araba dediniz de, ben de arabaları çok severim. Bir ara fırsat bulduğumuzda detaylı konuşuruz… Size şunu söylemeye çalışıyordum…” gibi sık sık konuşmayı devir almak ya da bir sonraki randevunuza zamanınızın kalmadığını anlatmanız şarttır.

 

Bir extrovert’in sözünü kesmekten korkmayın, siz kesmezseniz o susmaz. Anlattıklarını kısa bir süre can kulağıyla dinleyin, sonra zorlayarak sözü siz alın, yanından uzaklaşın, ortamdan ayrılın, kendinize telefon bağlattırın, sekreteriniz odanıza girip size randevunuzu hatırlatsın… Eğer onu çözdüğünüzü anlarsa size karşı daha mesafeli davranır. Bir extrovert’in zamanınızı çalmasını -üzgünüm ama- nezaket sınırlarında kalarak durduramazsınız. Maalesef ona haddini nazikçe bildirmeniz gerekiyor.

 

Yengem ve kardeşim böyledir. Telefon açarsınız, hemen sözü alırlar; “O nasıl, bu nasıl, işler nasıl, çocuklar nasıl?” diye sora sora konuyu alır taşırlar. Kumandayı ele almaz onlara bırakırsanız, yaklaşık 20 dakika sonra “Şimdi arkadaşım gelmek üzere, öğrencim gelecek…” diyerek görüşmeyi sonlandırırlar. Siz neden telefon ettiğinizi de unutursunuz, söylemek istediğiniz şeyleri de. Onlara telefon açtığımda, konuşacak zamanım yoksa, birbiri üzerine gelen sorularını duymazdan gelip cevap vermem, kendi sorularımı sorar kumandayı elime alırım.

 

Uluslararası bir firmada genel müdür yardımcılığı yaptığım bir dönemdi. Genel müdürle birlikte, Avrupa’da bir başkente seyahat edecek, toplantıya katılacaktık. Firmada önemli kariyer hedeflerim ve kendisiyle konuşmak için zaman kolladığım çok önemli bir konu vardı. Bu yolculuğun bir fırsat olduğunu düşünerek, birkaç haftadır sabırla bekliyordum. Üç buçuk saat süren uçak yolculuğunda genel müdür arkadaşım hiç susmadığından kendisiyle konuşamadım. Gerçekten hiç ama hiç susmadı. Diyeceksiniz ki, en azından arada yemek yendi. Evet, yemek yerken mecburen sustu, yemeğini benden önce bitirdi, ben yerken birbirini açan anlamsız konularına devam etti. Hepsi de geçmişte yaşadığı ve sadece kendi ilgisini çekebilecek konulardı. Dönüşümüz de beraber geçti, ben yine sözünü kesemediğim için yine konuşamadık ve ondan sonra da konuşamadık zaten.

 

Bu extrovert patronunuz da olabilir genel müdürünüz de. Bir extrovert kendi enerji ihtiyacını giderirken sizin ihtiyaçlarınızı düşünemez, empati yapamaz, vücut dili okuyamaz. Tüm zamanınızı çalmaya hazırdır. Onu sınırlandırmak sizin elinizdedir. Eğer kontrolü kaptırırsanız kendi başarısızlığınızın önünü açarsınız.

 

Özellikle satış görüşmelerinde karşınıza çıkacak extrovert’lerden sakının

 

“Bazıları ile iletişim kurmanın tek yolu, onlarla aranıza mesafe koymaktır.”Azra Kohen

Özhan ATALAY
Özhan ATALAY Yazar, Eğitmen, Yönetici

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON MAKALELER